Bluetooth Kulaklık

Bluetooth Kulaklık Satın Alma Rehberiniz

SpeakFocus™, WindSafe™, ActiveGard® ve DAHA FAZLASI: PRESENCE UC

Selamlar, bu yazıda sizlere Sennheiser’ın Presence UC mikrofonlu Bluetooth kulaklığından ve Bu kulaklıkta kullanılan çok faydalı teknolojilerden bahsedeceğim.

Öncelikle, her zamanki gibi işin teknoloji tarafından başlamak istiyorum.

 

SpeakFocus™ Nedir? Ne işe yarar?

Sennheiser’ın Presence UC’de kullandığı SpeakFocus™ teknolojisi birden fazla mikrofonun eş zamanlı olarak çalışıp, siz iletişim halindeyken, ortam gürültülerinin sizin sesinizi ileten mikrofon haricinde bir başka mikrofonla alınıp, özel gürültü engelleme yazılımı ve donanımıyla, sizin sesinizden ayıklanmasını sağlayan teknolojidir. Bir bakıma kulaklıklardaki Aktif gürültü engelleme teknolojisinin mikrofon kısmında çalışanı diyebiliriz. Bu SpeakFocus™ teknolojisi sayesinde dış ortam ne kadar gürültülü olursa olsun, karşı taraf sesinizi oldukça net bir şekilde duyuyor.

Sennheiser, bize bu teknolojilerin ne işe yaradığını göstermek için çok güzel örnekler hazırlamış, buyrun:

Gürültülü bir ortamda Speakfocus™ olmadan sesimiz karşı tarafa şöyle yansıyor:

http://en-de.sennheiser.com/audio_files/mp3_file/6/Without_SpeakFocus_.mp3

Speakfocus™ ile de şöyle:

http://en-de.sennheiser.com/audio_files/mp3_file/4/With_SpeakFocus_.mp3

Aradaki fark ne kadar bariz, değil mi?

 

WindSafe™ Teknolojisi nedir? Ne işe yarar?

Hani bazen mikrofona üflediğinizde ya da yanlışlıkla nefesiniz çarptığında karşı tarafa bir güçlü uğultu gider, rüzgâr da mikrofona çarptığında aynı etkiyi yaratıyor. Bu durum sesli görüşmelerde de aynı etkiyi yaratıyor. Sesinizin duyulmaması bir tarafa, karşı tarafın bu durumdan ne kadar rahatsız olacağını bir düşünsenize. İşte Presence UC’de kullanılan WindSafe™ Teknolojisi rüzgârın oluşturduğu uğultuların karşı tarafa gitmesini engelliyor. Bunu da yine özellikle rüzgârın mikrofona çarpmasıyla oluşturduğu frekanslar üzerine çalışan bir yazılım ve özel bir mikrofonla yapıyor. Örnekler için sizi şöyle alalım:

Windsafe™ Olmadan:

http://en-de.sennheiser.com/audio_files/mp3_file/5/Without_WindSafe_.mp3

Windsafe™ İle:

http://en-de.sennheiser.com/audio_files/mp3_file/3/With_WindSafe_.mp3

Presence UC’de kullanılan Windsafe™ olmadan rüzgârlı havalarda karşı tarafa sesinizi duyurmak oldukça zor, değil mi?

 

ActiveGard® Nedir?

ActiveGard® da yine Sennheiser tarafından geliştirilmiş bir teknoloji, basitçe bahsetmek gerekirse, ani ses yükselmelerinde sizi akustik şoklardan koruyor. Diyelim ki karşı taraf bir anda sesini yükseltti, ya da karşı tarafın kontrolünde olmayan bir ani yüksek ses meydana geldi (Keşke herkeste SpeakFocus™ özellikli kulaklıklar olsa da böyle şeyler olmasa). ActiveGard® bu ani ses yükselmelerini, bir yazılımla tespit edip, sizin kulağınıza ulaşmadan ses şiddetini düşürüyor.

 

Presence UC (Unified Communications)

Presence UC

Sennheiser Presence UC çok ilginç bir kulaklık, her ortamda her zorlukta iletişim kalitenizi en yüksek seviyede tutmak için bir sürü teknoloji geliştirip, bu 13 gramlık kulaklığın içine sığdırmış Sennheiser. Gürültülü ortamlarda bile karşı tarafa sesiniz net gitsin diye SpeakFocus™, Rüzgârlı havalarda sesinizi rüzgârın alıp götürmemesi için WindSafe™ ve son olarak da ani ses yükselmelerinin kulağınıza zarar vermesini önlemek için ActiveGard®. Peki Bu kadar mı? Tabii ki hayır.

Bir özelliği de Unified Communications uyumu Sennheiser Presence UC’yi İş için Skype, Cisco, Avaya ve IBM uygulamaları gibi birçok iletişim uygulamasıyla verimli olarak kullanabiliyorsunuz. Dolayısıyla iş yerine kullandığınız iletişim programına uyumluluk problemi gibi bir sorununuz yok. Ben Skype for Business ile birlikte kullanıyorum. Hiçbir uyumluluk sorunu yaşamadım şimdiye dek.

Aynı anda birden fazla cihaz ile bağlantıyı da destekliyor Presence UC. İş yerindesiniz ve hem bilgisayarınızdan sesli iletişim programı kullanıyorsunuz, hem de telefonunuza gelen çağrıları Presence UC ile almak istiyorsunuz. Çok basit: iki cihazı da bağlayın Presence UC’ye.

Presence UC’yi açıp kapatmak da çok kolay. Kızaklı bir mikrofon kolu var. Bunu yukarı çekerseniz mikrofonu sessize alıyorsunuz, Aşağıya kaydırırsanız da mikrofon açılıyor. Bu kadar basit. Bir de Presence UC’nin en ilginç tarafı bu kadar özellik taşırken üzerinde, iki şarj arasındaki kullanım süresi tam 10 saat.

Bluetooth 4.0 sayesinde Presence UC çekim alanı olarak da ses kalitesi olarak da diğer cihazlardan bir adım öteye geçiyor. Biliyorsunuz Bluetooth versiyonu her yenilendiğinde, hem ses kalitesi, hem de iki şarj arasındaki kullanım süresi uzuyor. Bunun üzerine yeni bir teknolojiyi iyi bir alıcıyla desteklerseniz çekim alanı da oldukça genişliyor. Presence UC’yi iyi bir Bluetooth vericiye sahip bir cihazla kullanırsanız çekim uzaklığı 25 metreye kadar çıkıyor. Bizim ofis geniş ve engellerle dolu, buna rağmen ben çekim alanı konusunda bir sıkıntı yaşamadım.

Bir de Sennheiser’ın Presence serisi için geliştirdiği kafa bandı, çok amaçlı kulaklık standı gibi eklentiler ile Presence UC’den aldığınız verimi çok üst seviyelere taşıyabiliyorsunuz. Bu eklentilere de bakmanızda fayda var.

Bu yazımda sizlere Sennheiser’ın geliştirdiği SpeakFocus™, WindSafe™ ve ActiveGard® teknolojilerini ve Bütün bu teknolojileri ve fazlasını bünyesinde barındıran bir Bluetooth mikrofonlu kulaklık olan Sennheiser Presence UC’yi tanıtmaya çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın.

 

Selamlar Bu yazımda sizlere aptX®, NoiseGard™ ve VoiceMax teknolojilerinde ve bu teknolojilerin hepsini bünyesinde toplayan Sennheiser Momentum Wireless’tan bahsedeceğim.

 

Daha önce aptX® teknolojisinden bahsetmiştim. Basitçe aptX® teknolojisi; Bluetooth üzerinden CD kalitesinde yani 16bit/44.1 kHz çözünürlükte ve veri kayıpsız bir şekilde ses sinyallerini iletmeye olanak sağlayan bir teknoloji. Bu teknoloji sayesinde Bluetooth, seste daima kaliteyi arayan odyofillerin ve müziğini kaliteli dinlemek isteyenlerin gönlünü kazandı.

 

NoiseGard™ teknolojisi Sennheiser tarafından geliştirilen oldukça gelişmiş bir gürültü engelleme teknolojisi. Müsaadenizle çalışma prensibini açıklayayım:

 

NoiseGard™ teknolojisinde gürültü engelleme teknolojisi kulaklığın üzerine yerleştirilen küçük bir mikrofonun dış dünyadaki gürültüleri analog olarak almasıyla başlıyor. Daha sonra bu analog ses sinyalleri dijitale dönüştürülüyor. Bu dijital sinyaller ise çeşitli yazılım filtrelerinden geçerek, gürültülerin oluşturulduğu sinyallere ters fazda sinyaller oluşturuluyor. Böylece dış dünyadan size gelen gürültüler dijital ortamda, karmaşık bir işlemle ortadan kaldırılıyor.

 

VoiceMax teknolojisi de NoiseGard™ gibi Sennheiser Tarafından geliştirilmiş bir teknoloji. Bu teknoloji şöyle çalışmakta:

 

VoiceMax teknolojisi bulunan cihazda, birbiriyle senkronize çalışan iki adet mikrofon bulunuyor. Sesli iletişim esnasında bu iki mikrofon da eş zamanlı devreye girerek, bir mikrofon sizin sesinizi karşı tarafa iletirken, diğer mikrofon ise iletişim kalitesini bozacak gürültüleri filtrelemek üzere sinyalleri topluyor. Böylece, bulunduğunuz ortam ne kadar gürültülü olursa olsun karşı tarafa sesiniz son derece temiz bir biçimde iletiliyor.

 

 

Sennheiser Momentum Wireless: aptX®, NoiseGard™, VoiceMax ve Çok daha fazlası

 

Sennheiser Momentum Wireless

 

Sennheiser Momentum Wireless, yukarıda bahsettiğimiz aptX®, NoiseGard™ ve VoiceMax teknolojilerinin hepsini bir pakette sunan bir kulaklık. Dolayısıyla Sennheiser Momentum Wireless ile, Müzik dinlerken kaliteden ödün vermeyeceksiniz, Uçak yolculuğunda, kalabalık ve gürültülü şehir ortamlarında müziğiniz ile sizin aranıza hiçbir gürültü giremeyecek. Bunların yanında sesli görüşmelerinizde, ortam ne kadar gürültülü olursa olsun, karşı tarafa sesinizi rahatça duyurabileceksiniz.

 

Bu teknolojik yeniliklerin dışında Sennheiser Momentum Wireless, sürücüler, konfor, taşıma kolaylığı, kullanım kolaylığı gibi alanlarda da oldukça gelişmiş bir kulaklık.

 

Sennheiser Momentum Wireless’ta kullanılan sürücüler yenilenmiş, patentli Sennheiser sürücüleri. Sesi ileten diyaframlar da oldukça büyük. Dolayısıyla veri kayıpsız olarak Momentum Wireless’a gelen ses sinyalleri, bu sürücüler ve diyafram sayesinde, mükemmel bir şekilde sesi kulağınıza iletiyor. Berrak, detaylı bir ses ve güçlü baslar… Sennheiser Momentum Wireless’ın size sağlayacağı ses kalitesini özetleyen kelimeler.

 

Konforunuz için de üzerinde çalışmalar yapılan Sennheiser Momentum Wireless sizi uzun süren dinlemelerde bile yormuyor. Öncelikli olarak kulak kapsülleri kulağınızı rahatça içine alacak kadar büyük. Yani kulaklarınızın kepçesine dışarıdan baskı yapmıyor. Kulak yastıklarının kaplaması da deri, sentetik bir madde olmadığından terleme ya da kulak çevrenizde ısı yükselmesine neden olmadan uzun süreler dinlemeye imkân veriyor.

 

Sennheiser Momentum Wireless’ı kullanmak da çok kolay. NFC teknolojisi sayesinde tek dokunuşla istediğiniz cihaza bağlayabiliyorsunuz. Kafa bandını kafanıza göre ayarlamak da çok kolay, paslanmaz çelik kafa bandının üzerinde bulunan kaydırıcılar sayesinde kolayca ayarlamaları yapabilirsiniz. Böylece Sennheiser Momentum Wireless elinizin eldivene oturduğu gibi kafanıza oturur. Sennheiser Momentum Wireless’ı taşımak da çok kolay; taç üstünde bulunan ve kaliteli bilyelerle desteklenen menteşeler sayesinde, kullanmadığınız zaman kolayca katlayıp, kutu içeriğinde bulunan taşıma çantasına koyup kaldırabiliyorsunuz.

 

Bu arada Momentum Wireless’ı illa kablosuz şekilde kullanmak zorunda değilsiniz. Diyelim ki Hem telefonunuzun hem de Momentum Wireless’ın şarjından tasarruf etmek istiyorsunuz. Basitçe kutu içeriğinden çıkan kabloyu Momentum Wireless’a takarak, kablolu olarak kullanıp, şarjınızdan tasarruf edebilirsiniz. Bu özellik uzun yolculuklar esnasında çok işinize yarayabilir.

 

Bu yazımda sizlere aptX® teknolojisinden, Sennheiser’ın patentli NoiseGard™, VoiceMax teknolojisinden; bu teknolojileri bir çatı altında toplamış ve üstüne çok kullanışlı özellikler koymuş Sennheiser Momentum Wireless’tan bahsetmeye çalıştım. Umarım kafanızda bir fikir oluşmasına yardımcı olmuşumdur.

 

Bol müzikli günler dilerim.

Bu yazımda sizlere aptX HD teknolojisi ve bu teknolojiyi barındıran çok kullanışlı ve bünyesinde boyutuna oranla çok çok fazla özellik taşıyan bir cihazdan, Astell&Kern AK XB10’dan bahsedeceğim.

 

aptX HD Nedir? aptX’den Farkları Nelerdir?

 

Bir önceki yazımda aptX teknolojisinden bahsetmiştim. aptX teknolojisi veri kayıpsız olarak CD kalitesinde veri aktarımı sağlarken, aptX HD teknolojisi ise yüksek çözünürlüklü (Hi-Def) ses kalitesinde veri aktarımı sağlıyor bizlere. Bu veri aktarımı 24bit / 48kHz’ye kadar ulaşıyor. Yani aptX HD ile azılı odyofilleri bile tatmin edecek ses kalitesine ulaşıyoruz bluetooth teknolojisini kullanarak.

 

aptX HD Teknolojisini Çok Verimli Bir Biçimde Kullanan Cihaz: Astell&Kern AK XB10

Astell&Kern AK XB10

AK XB10 boyut olarak çok küçük, işlev olarak inanılmaz büyük bir cihaz. Basitçe bakıldığında kablolu kulaklıkları aptX HD destekli bluetooth kulaklıklara dönüştüren alıcı gibi görünüyor basitçe bakıldığında, ama işin rengi hiç de öyle değil. Bu minik dev aptX destekli bluetooth alıcı olduğu kadar, yüksek çözünürlüklü analog-dijital dönüştürücü (DAC) da aynı zamanda. Yüksek çözünürlükü dac olduğu kadar bir kulaklık amplifikatörü de. “Bu kadar küçük, hafif ve kompakt bir cihaza bu kadar özellik nasıl sığdırılmış?” diye hayret etmeden duramıyor insan.

 

Kaliteli bir kablolu kulaklığınız var mesela, ama bunu kablosuz olarak da kullanmak istiyorsunuz. Bluetooth aracılığıyla kullansanız bile kalite kaybı yaşamak istemiyorsunuz. AK XB10 işte burada devreye giriyor. aptX HD desteği sayesinde AK XB10 kayıpsız müzik aktarımının da ötesinde 24bit/48kHz kalitesinde Yüksek Çözünürlüklü (Hi-Def) ses verilerini de alabiliyor.

 

AK XB10 ile Sesin Bluetooth Teknolojisi Üzerinden Geldiğine İnanamayacaksınız!

 

Peki AK XB10 24bit/48 kHz ses verisini aldı, diğer bluetooth alıcılar gibi bunu basitçe işleyip çıkan sinyali kulaklığa göndermiyor. AK XB10 bünyesinde harici bir dijitalden analoğa dönüştürücü (DAC) kullanıyor. Yani telefonlarınızdaki idarelik, sadece rakamlardan ibaret olan ses işlemcilerinden değil, gerçekten verilen rakamları kayıpsız işleyebilen bir Dijitalden analoğa dönüştürücü bu. Dolayısıyla ses kalitesi hem akıllı telefonları hem de sıradan bluetooth alıcıların çok ötesine geçiyor.

 

Peki AK XB10’un barındırdığı DAC’tan çıkan sinyal, sıradan bir amplifikasyondan geçirilir mi? Tabii ki hayır! AK XB10’un içerisindeki amplifikatör Astell&Kern’in kendi tasarladığı bir amplifikatör, yani odyofil tabirle “discrete”. Bu amplifikatör XB10’a gelen ve işlenen ses sinyallerini analiz edip, zayıf sinyaller üzerinde özellikle çalışarak ses kalitesini sıfır bozulmayla yükseltmek için tasarlanmış. Ayrıca oldukça da güçlü, benim elimde bulunan Sennheiser’ın Hi-end kulaklıkları HD 600, HD 650 ve HD 700’ü hakkıyla sürebildi. Bunu da balanssız çıkışta 0,9Vrms çıkış gücüne, balanslı çıkışta ise 1,8Vrms çıkış gücüne borçlu. Gerçekten minik bir dev.

 

Bir üstünlük daha: Balanslı çıkış!

 

AK XB10 azılı odyofiller için özel bir kulaklık çıkışı da barındırıyor. 2,5mm’lik balanslı çıkış. Bu balanslı çıkış sayesinde kulaklığa iletilen sinyal tek kanal yerine iki ayrı kanaldan ilerleyerek, daha düşük dip ses, daha yüksek dinamik aralık ve daha geniş sahne gibi duyduğunuz sesin kalitesini arttıran özellikler sağlar. Bu özelliği duyduğumda şöyle dedim: “tam da odyofillere göre bir bluetooth cihaz tasarlanmış.”

 

Uyumluluk: Yaygın Kodlama Desteği ve Dahili Mikrofon

 

AK XB10 bütün akıllı telefonlarla uyum içinde çalışıyor. Android bir cihaza bağladığınızda SBC, aptX ve aptX HD kodlamalarını desteklerken, iOS cihazlarla da AAC kodlamasını destekler. Dolayısıyla benim cihazıma uyumlu mu diye düşünmenize hiç gerek yok. Dilerseniz bluetooth destekli bilgisayarınıza da bağlayıp, harici bir DAC/Amp olarak da kullanabilirsiniz.

AK XB10: Minik Dev

Bir özelliği daha var bu minik devin. AK XB10’un üzerindeki kaliteli dâhili mikrofon ve kolay kullanımlı tuşlar sayesinde çağrılarınızı da bu cihaz üzerinden yönetebiliyor, konuşmalarınızı gerçekleştirebiliyorsunuz. Ayrıca bu tuşlar müzik oynatma kontrolleri de sağlıyor.

 

Bu kadar özellik ile sanki kocaman bir cihaz gibi geliyor kulağa, ama hayır AK XB10 sadece 23 gram. Ne kadar ilginç değil mi? Yanında gelen klipsiyle istediğiniz yere tutturun ve unutun. AK XB10 hem kullanışlılık hem de performans olarak benim gibi bir odyofilin gönlünü kazandı.

aptX ile Tanışma: PXC 550

 

Ben aptX teknolojisiyle tanışana kadar Bluetooth cihazlara hep ön yargı ile yaklaşıyordum. “Kabloların taşıdığı elektriksel ses sinyalini Bluetooth nasıl kablosuz olarak aktarabilir?” sorusunun cevabını hep “yapamaz” olarak veriyordum. Teknolojideki gelişmelere burun kıvıran taş kafa bir odyofil olunca yenilikçi teknolojileri hep reddeder insan. Meğer aptX teknolojisi diye bir teknoloji varmış ve bu aptX teknolojisi bluetooth üzerinden CD kalitesinde, yani 16bit / 44.1 kHz çözünürlüğe kadar müzik akışını destekliyormuş. Yani bluetooth ile bir odyofil’i tatmin edecek kalitede müzik dinleme imkânı sağlayan bir teknoloji olduğunu, bunun aptX olduğunu bilmiyordum.

 

 

Öğrendiğim Kadarıyla aptX nedir? Nasıl Çalışır?

 

aptX teknolojisi Bluetooth üzerinden bütün müzik verisini göndermede oluşan problemi çözerek CD kalitesinde kablosuz ses iletimi sağlamaktadır.

Bluetooth bağlantısı cihazlar arasında kurulan veri borularına benzetilebilir. Boruların maksimum çapı belirli olduğundan, bazen büyük ses dosyalarının iletimi zorlaşabilir.

aptX ses dosyalarının boyutlarını sıkıştırarak, kablosuz borulardan kalite kaybı olmadan kolayca geçemesini sağlar, böylece Bluetooth üzerinden veri kayıpsız ses aktarımının önündeki engelleri kaldırır.

Dolayısıyla aptX ile kablolardan bağımsız olarak nerede ve ne zaman isterseniz CD kalitesinde müziğin tadını çıkarabilirsiniz.

 

 

aptX İle Tanıştığım Kulaklık: Sennheiser PXC 550

 

Bizlerin en büyük sıkıntısı hareket halindeyken, yolculuk esnasında bizi hem rahat ettiren hem de ses kalitesinden taviz vermeyen bir kulaklık bulmaktır. Özellikle de taş kafa bir odyofil iseniz bu oldukça zorlaştırır işinizi. Benim Sennheiser PXC 550 ile tanışmam da bu arayış sonucunda oldu.

 

Sennheiser PXC 550 bluetooth üzerinden veri kayıpsız müzik verileri aktarmayı sağlayan aptX teknolojisine sahip. Yani PXC 550 ile kablolarla sarmaş dolaş olmadan da veri kayıpsız; 16bit / 44.1 kHz kalitesinde müzik dinleyebiliyorsunuz. Dolayısıyla hareket halindeyken ya da taşıtlarla yolculuk yaparken kendinizi son derece özgür hissediyorsunuz.

 

Sennheiser PXC 550

PXC 550’nin Veri Kayıpsız Müzik ile Birlikte Sağladıkları

 

Sennheiser PXC 550’nin, biz odyofillerin işini kolaylaştıran, rahatını sağlayan tek özelliği, bluetooth üzerinden veri kayıpsız müzik kalitesi sağlayan aptX teknolojisi değil. PXC 550 oldukça da rahat bir kulaklık. Suni deri kulak yastıkları kulağınızı çok ergonomik bir biçimde çevreliyor, hafifliği de cabası…

Sennheiser PXC 550’yi kontrol etmek de çok kolay, sağ kulak kapsülü üzerinden ses ayarlamalarını ve şarkı geçişlerini yapabiliyorsunuz. Haliyle şarkıyı her değiştirmek istediğinizde ya da sesi ayarlamak istediğinizce telefonunuzu elinize almadan bu ayarlamaları gerçekleştirebiliyorsunuz. Üstelik bunları genişçe bir dokunmatik panel üzerinden, parmak dokunuşları ile ayarlayabildiğiniz için, örneğin bisiklet üzerindeyken ya da koşu yaparken durup, tuş aramak zorunda kalmıyorsunuz.

Ben, taş kafa bir odyofil olarak, getirdiği kolaylıklar ve beni, hareket halindeyken, kablolardan kurtarması ve veri kayıpsız,16bit/44kHz müzik aktarımı sayesinde PXC 550’yi çok sevdim. Sizlere de tavsiye ediyorum.

Sennheiser MM450 benim yolculuk kulaklığım. Bu kulaklık noise guard özelliği sayesinde uçağın “wuuuuu” sesisini ortadan kaldırıyor ve tertemiz, arka plan sesi olmaksızın müzik dinleyebilmenizi sağlıyor.

Güzel bir çantayla birlikte geliyor ürün. Siyah kumaş çantanın bir ön cebi ve kulaklığınızı rahatlıkla taşıyabilecek bir ana gözü var bu çantanın. MM450 rahatlıkla katlanarak ufaldığını da belirtmem gerek. Yassı kolay taşınabilir bir hal alıyor katlandığında.

Çantanın ön gözünde uçakların şu garip 2 bacaklı jack bağlantısını normal kulaklığa çeviren adaptör ve ciddi sistemlere bağlayabilmek için büyük boy stereo jack adaptörü çıkıyor. Bluetooth bir kulaklık olan mm450 çantadan çıkan kablo kullanılarak kablolu bir kulaklık olarak da iyi iş görüyor.

Bu kulaklığı peki neden kablolu kullanayım sorusunun 2 cevabı var:

1- Şarjın bitince tak kabloyu kullan.

2-Uçakta kablosuz cihazlar yasak falan dendiğinde takıp kullan.

Bu arada kablolu kullandığında, kulaklığın bluetooth özelliği devre dışı kalıyor ama aktif gürültü engelleme sistemi devreye alınabiliyor.

Bluetooth modundayken de gürültü engelleme tabii ki çalışıyor ve gayet performanslı şekilde.

Noise guard butonu kırmızı renk bir LED ile aktif olduğunu söylüyor. Düğmeye kısa bastığında kulaklığın dışarıdaki mikrofonu aktif hale gelerek dışarıdan gelen sesi yükselterek içeri veriyor.

Bu dışarıdan gelen sesi kulaklığa yükseltip verme özelliği uçakta çok fonksiyonel gözükse de ben pek etkin kullanamadım. Hesapta hostes gelince ben o düğmeye basıp hostesin sesini gürül gürül duyacağım. Ama ne yazık ki her seferinde bunu yapmayı unutup tacı çıkartıveriyorum. Bu arada bu kulaklığı yaklaşık 4 senedir kullandığımı belirtmek isterim 🙂

Ürün akıllı telefonlarla çalışmak üzere yapılmış. Özellikle Iphone ile uyumlu çalıştığı için satınalmıştım. Bu kulaklık cep telefonu görüşmeleri de yapmanıza imkan tanıyor. Tam bir mobil kulaklık. Kulaklığın mikrofonu etkileyici diyemem. Zaten mikrofon taa kulağınızda olduğunu düşünürseniz bir çağrı merkezi kulaklığı gibi sonuç beklemeniz zaten yersiz. Ama işini yapıyor. Ortamda çok gürültü varsa sesinizi zor duyuruyorsunuz.

Sporda kullanır mıyım?

Kulak yastıklarının deri olmasından dolayı kulaklarımı çok terletiyor. Benim kafa yapımdan dolayı taçlı kulaklık kullanırken hep zorlanmışımdır. Bu kulaklığın taçlarında deri kaplı sünger destekler var. Bunlar sayesinde ancak çook uzun süre takarsam rahatsız oluyorum. Ağırlık çalıştığım günler tercih ediyorum. Bisiklette zaten olmaz çünkü taç var. Kask takamıyorsun. Koşarken kışın olabilir ama yazın terleme yapacağından önermem. Dışarıda koşacaksan kulağa iyi oturduğundan sesi noise guard kapalı bile olsa iyi engelliyor yani dikkat etmen lazım.

Bu bir uçak, seyahat kulaklığı arkadaşlar.

Ses kalitesi olarak bence tatmin edici sonuç veriyor. Daha iyi kulaklıklar var kesinlikle ancak fiyat/performans oranı çok tatminkar bir ürün. Sennheiser kalitesi, dayanıklılığı için alınabilir.

 

 

Spor yaparken, özellikle bisiklete binerken

 

Sevgili arkadaşlar biliyorsunuz eskiden bisiklete biniyorduk ve pedala basıyorduk. Ama günümüzde öyle mi 🙂 Kask, eldiven, tayt derken acayip bir donanım gerektiriyor bu iş.

Kask taktığınızda taçlı bir kulaklığı kafanıza takabiliyorsanız takın. Mümkün değil rahat edemezsiniz. Dolayısıyla MM100 tam da bu iş için. Taç enseden dolaşıyor. Bu sayede kafanızdaki kaskla kulaklık arasında hiç bir ilişki yok.

Arkadaşlar bu kulaklığı ben yaklaşık 2 yıl önce satınaldım. Sporda kullanmak üzere satın almıştım. Bilmiyorum sizin de başınıza geliyor mu, benim kafa yapımda taçlı kulaklık kullandığımda bir süre sonra kafamın tepesinde bir ağrı oluşuyor. Bazı Sennheiser kulaklıklarda bunu önlemek için o bölgeye süngerli bir yastık yapıyorlar ama her üründe o da işime yaramıyor. Sporda bu kulaklık çok hoşuma gitti.

Bisiklettesin Telefon Çalıyor?

İşte bu kulaklıkta en çok hoşuma giden şey. Ben genelde ofisten erken çıkıp hafta içi ormanda bisiklete binerim. Cümleyi ters kurdum sanki hergün yapıyormuşum gibi oldu ama aslında haftada 1 kez hafta içi 1 kez hafta sonu biniyorum. Özellikle hafta içi bindiğimde telefonum gerçekten en az 2 kez çalar. İnsan hafta içi işten çıkıp bisiklete bindiğinde bunu yapamayanlar da var diye düşünerek vicdan azabı yaşıyor. Her çalan telefonda sanki ofiste çalışıyormuş gibi cevap veresi gerekiyor. Düşün, yokuş yukarı tempolu çıkıyorsun. Telefon sırt cebinde ve kim arıyor bilmiyorsun. Ama vicdanen cevaplamak istiyorsun. Hemmen kulaklığın üzerindeli kocaman sennheiser logosuna basıyorsun. Adam karşında. Yaw bu çok harika.

Peki neden kulak içi falan değil de bu kulaklık? Neden Sennheiser MM100. Bakınız anlatayım. Öncelikle kulak içi kulaklıklar benim kulağımın içini sevmiyorlar. Hep bir düşme merakı oluyor bu kulaklıkların. Ben de sennheiser’In en bir üst sınıf kulak içi var. Onu da başka bir gün anlatırım. Bluetooth degil. Hadi söyleyeyim ie800. Bunu soktuk kulakta duruyor bir şekil ama bu şekil bir kulaklığı soktun mu kulaklığına hiç birşey duymuyorsun arkadaş!

Bisiklette dışarıdan gelen sesi duymak gerek!

Sennheiser MM100’de olay bu arkadaşlar. Dışarıyı duyabiliyorsun. Çünkü kulaklık kulağın üstünde. Tabii ki kulaklığı bir dereceye kadar kaplıyor, enseden dolaştığından yine kulakta duracak kadar yerini de koruyor ama bir kulak içi gibi dışarıya karşı sağır etmiyor. Yada kulak üstü tam kapalı kulaklıklar gibi de değil. Bendeki bisiklete binmek için tek en iyi kulaklık budur. Bir başka güzek yanı telefonu açma kapama, ses aç, parça atlat, dur biraz sessizlik olsun gibi durumlarda, nerede şu kumanda kablonun üzerinde gibi durumlar yaşatmıyor. Biliyorsunuz bazı ürünlerde bu işler bluetooth bile olsa kablo üzerinde. Eşimde bir kulak için bluetooth stereo plantronics var. Surekli eli kablonun çeşitli yerlerinde. Bir de bazen ormanda yanlış yere sapıyor bağır bağır duyuramıyorsun sesin. Yani neymiş kulak içi kulaklık bisiklette sakat iş.

Ses kalitesi ve teknik özellikleri nasıl

Arkadaşlar bu ürün de L2TP destekli. (artık bunu desteklemeyen bir stereo bluetooth kulaklık kalmamıştır.) Yani kablolu kulaklıklara benzer bir performansı bekleyebilirsiniz. Baslar biraz zayıf kalıyor ama sennheiser deneyimi olmayan birisi için Yaw ne güzel kulaklık bu denecek bir performansı var. Benim kulaklıklarım içerisinde en vasat sesi veren bu kulaklıktır. Ama bisiklete bineceksem başka kulaklık düşünmem bile. Benim için bu bir bisiklet kulaklığı.

Pil ömrü harika ötesi. Bitmiyor. Günlerce kullanıyorum. Hızlı şarj oluyor.

 

Kötü Yönleri Nedir?

Ben şarj kablosundan nefret ettim. Yahu standart değil neden anlamadım!! O kabloyu bulamayınca kullanamıyorum. Şansa evde aptal bir nikon fotoğraf makinası da aynı usb’ye benzer ama değil kabloyu kullanıyor da şarj kablo sayımız iki oldu. Bazen birini kaybedip diğerini buluyorum ama hep bir tane denk geldi şu ana kadar.

Parça atlama ve ses seviye tuşlarına alışmak zaman alıyor. Bence daha ergonomik olmalıydı.

Şu mavi ışığın yerini bulamıyorum. Power düğmesine basınca açabildim mi açamadım mı anlamam zaman alıyor.

Ama alet o kadar kullanışlı ki bisiklette. Hafif, uzun pil ömürlü. Bence tüm defolarını karşılıyor.

Bisiklete biniyorsan bence al bir tane.

Ben

Admin Bluetoothkulaklik

Kimim?

Ben orta yaşlarda bir teknoloji tutkunuyum.

Teknoloji satın alma konusunda çok iştahlıyım. Ama pek çokları gibi satın aldığım ürünü hızla tüketerek yenisini almam. Satın almadan önce çok araştırırım.

Aslında alışverişin bence en keyifli yönü satın almadan önce geçen araştırma sürecidir. Bu hemen hemen tüm alışverişlerimde yaşadığım ve inanılmaz keyif aldığım bir süreçtir.

Araştırırken çoğu zaman en pahalısına yönlenir ve bazen hiç alamaz noktaya gelebilirim. Ama sırf bu yüzden alabildiğim durumlarda çok uzun yıllar kullanabildiğim pek çok eğlenceli teknolojik oyuncağa sahip oldum.

Örnek vermem gerekirse bir televizyon alacaksam bu konuda en iyi markaları araştırır ve önce marka tercihimi belirlerim. Ardından o markanın ürünleri arasında kendim için en uygun olanı seçerim. Bunun yanısıra televizyon teknolojisini araştırır bu teknolojinin önümüzdeki dönemde ulaşacağı noktalara bakar ve alışveriş kararımı ona göre veririm.

Ben böyle bir şeyle neden uğraşıyorum?

Net bir gerçek var ki internet konusunda geç kalmış yada erken doğmuş ama bunun hakkını verememiş bir birey olarak aslında büyük fırsatları olan bir kuşağın parçasıyım. Ben bilgisayarla 80’li yıllarda tanışmış olsam da bu konuda gerçek anlamda bir iş yapamadım. Ama teknoloji ve ticaret konusunda çok çalıştım, çalışıyorum ve benim için başarılı diyenler de var 🙂 İki farklı üniversitede mühendislik konularında eğitim alıp üzerine bir de MBA yaptığım halde kendimi Multi medya ve internet teknolojileriyle uğraşmaya çok daha yakın hissediyorum. Önümüzdeki yıllarda kendimi multi medya konularında eğitmeye adamayı düşünüyorum.

Teknolojiyi çok sevdiğimi söylemiştim ama en çok ses ve görüntü teknolojileriyle ilgileniyorum. Bir audiophile olduğumu söyleyebilirim. Bu konulara önemli harcamalar yaptım ve yapıyorum. Bunun yanısıra denizle ilgiliyim. Teknem var ve marin elektronik teknolojileriyle de çok ilgileniyorum.

Düşündüm ve bir blogla başlayıp yeni bloglar ekleyerek sesimi çıkartmaya başlayayım dedim. En hızlı şekilde internet dünyasına dahil olup bilgi paylaşabileceğim ve ses getirebileceğim alan olarak kulaklik alanını seçtim. Öncelikle elimde o kadar çok kullanmakta olduğum kulaklık var ki bunları anlatırsam zaten pek çok kişiye bilgi verebileceğim. Hit alacağım. Belki reklam gelirim bile olur 🙂 Yeni kulaklıklar ödünç alıp deneyip paylaşmayı düşündüm.

Benim Önerilerim Kimlerin İlgisini Çekebilir?

Gerçekçi olalım. Ben herkesle arkadaş olamadığım gibi herkes benimle de arkadaş olamıyor. Neden? Çünkü farklıyız arkadaşlar. Benim seçimlerim farklı pekçokların farklı. Ama benim tercihlerime benzer tercihler yapanlar genelde benzer şeyleri seçebildikleri de yatsınamaz. Dolayısıyla ben neleri seçtiğimden bahsedeceğim ve belki de sizler de bunları seçiyorsunuzdur ve benim fikirlerim sizin için önemli olabilir.

Ne Dinlerim

Bugün elektronikten klasik müziğe geniş bir dinleme spectrumum var. Ama şöyle bir kadeh içkimi koyup lambalı amplilerimi ısıtıp bir müzik dinleyeceksem bu şu anda Pat Metheny’den New Year olur. Arabama binip biraz hızlı gitmek istiyorsam belki Jamiroquai yada Daft Punk olabilir. Teknemde gün batımına karşı bir kadeh içiyorsam Anita Baker dinleyebilir. Umarım bir anlam ifade etmiştir.

Gece dışarı çıktığımda beğendiğim mekanları da sizlerle paylaşabilirim. Şu anda ses sisteminden ve müziğinden keyif aldığım popüler mekanım Nublu İstanbul.

Nerede Dinlerim

Evimde 3 ayrı sistemde müzik dinlerim. Birisi Ses kaynağı olarak Olive 4HD kullandığım Accuphase Amplifikatöre bağlı Focal Berilium Electralar. Diğer sistemde ise ses kaynağım Ah!Audio Lambalı CD Player, Premaplim Consonance Opera Mono Power Lambalı Amplilerim iseMonson Anique Sound Lab Mono Power, Hoparlörler Usher Berilium serisi. Çalışma masamda ise Focal’in Masaüstü 2+1 sistemini kullanıyorum Focusrite harici ses kartıyla sürüyorum.

Aracımda ise Bang&Olufsen bir ses sistemim var. Ofisimde Timpani’den aldığım Qaudio Hoparlörler ve Focal 1000 serisi subwofer kullanıyorum. Ofisimde farklı alanlarda Focal hoparlörler kullanmaktayım.

Yukarıdaki tercihlerimden Berilium tizlere olan ilgimi anlayabilirsiniz. Tizleri ve dengeli basları çok beğeniyorum. Bu cihazların hepsini deneyerek satın aldım. Yıllardır kullanıyorum.

Marka Önemli Mi?

Ben işleri kolaylaştırmayı çok severim. Bu yönümü sevmeyip peşinen tercihlerimi sorgulamakta özgürsünüz. Belki bu aileden geçen bir özellik. Ben markalara sadık olurum. Daha doğrusu sadık olacak bir marka ararım. İşi ondan sonra markaya bırakmayı severim. Mesela otelde kalıyorsam belirli bir otel zincirine güvenmeyi tercih ederim. Heryerde farklı bir otel aramaktan bu bana daha kolay gelir. Bu alışverişlerimde de geçerlidir.

Sony Walkman kuşağından bir birey olarak Ipoda geçmekte ne kadar direndim size anlatamam. Sony bu kadar başarısız olmakta ısrar etmese bugün IPhone değil sony telefon (bakın modelini bile söyleyemiyorum) kullanıyor olurdum. Sadakatten kastım bu.

Tercihlerimi fashion/moda ile yapmam. Hatta tercih ettiğim pek çok marka görünüşünden ziyade özellikleriyle öne çıkar. Örneğin evimde kullandığım Accuphase Ampliyi gören hiç kimse ona böyle bir para ödediğimi aklından bile geçirmez ama alet inanılmaz iyi ve eskimiyor.

Bence her marka bir iddaa ile yola çıkıyor. Kimisi bunu sürdürüyor kimisi sadece fırsatçı bir şekilde pazara giriyor. Hani bilmemne pazarı büyüyor haydi biz de girip para kazanalım şeklinde. Bu ikinci grubu ben sevmiyorum ve tercih etmemekte çok diretiyorum. Sonuçta aldığımda oluyor yani pesettiğim oluyor. Hoşuma gidiyor mu? Hayır.

Bir başka başarısızlık örneği Pioneer. Plazma ekranını inanılmaz paralar ödeyerek 2009 da aldığımda Pioneer’ın artık plazma üretmeyeceğini bilmiyordum. Bugün hala çok memnun olarak kullandığım Pioneer TV’mi büyütemiyorum. Çünkü adamlar artık yapmıyorlar bu işi. Ben Sharp düşünüyor olsam da Samsung çok fırsatçı bir firma olarak görsem de bu alanda çok yatırım yaptı. Ama ben bu konuda çok kararsız olmaya devam ediyorum. Her ne kadar üst kata 55 ekran bir 3D Samsun alsam da, salonuma alacağım 84 ekran TV Samsung mu olacak yoksa Sharp mı karar veremedim. Size şu kadarını söyleyeyim Pioneer üretiyor olsaydı ben bu konuda düşünmüyor olurdum. Çünkü benim için TV Pioneer idir.

Benim diğer tercihlerim;

Masa Üstü Bilgisayar = Windows

Cep telefonu= Iphone

Hoparlör= Focal

Amplifikatör=Accuphase

DSL= Canon

Kulaklık=Sennheiser

vs..

Başka konularda da marka tercihlerimi cevaplamaya da açığım.

Neden Sennheiser?

İlk kulaklığım sony walkmen kulaklığıydı. Hayatımın önemli bir kısmını 83-98 arası sürekli kulağımda müzikle yaşadım. O yıllarda istanbul bu kadar kalabalık olmadığından olsa gerek araba altında kalmadan o dönemi atlattık:) Kaç kulaklık geçti elimden inanın sayısını bilmiyorum. Bu değişimler kimi yıllar yılda 2-3 kulaklık kimi yıllar hiç değiştirmeden şeklinde oldu. Bazı yıllar arkadaşlarda takas yapma şansları olduğundan hızlı upgradeler yaşadım. Ama her t anında tek bir kulaklığım olurdu. Bugün gibi 20 kulaklık sahibi olmak gibi bir durumum yoktu. Her neyse bir gün sınıf arkadaşım sennheiser kulaklığı dinlettiğinde gerçekten o an kullandığım kulaklıktan hızla kurtulup acilen bu sennheiser kulaklığı almak istedim. Ama öğrenci harçlığıyla doğubank’tan bu kulaklığı almak pek de kolay değildi. Devam yıllarda her zaman yeni bir kulaklık değil, yeni bir sennheiser aldım. Yani ben sennheiser beni terk edene kadar sennheiser’ı terketmeyeceğim 🙂 Sony Walkman yüzme kulaklığı satınaldım geçenlerde ve sony’e bir daha şans vermeme konusunda kendime söz verdim. Uzak durun. Belki bir başka blogumda bu konuda yazabilirim.

Neden Bluetooth Kulaklık?

Bu domaini aslında çook önce satın almıştım. Dedim ya hayatımda online işlerden bir başarı elde edemedim. Yıllardır domain satın alıp belki bir gün birisine satarım diye düşünüp domainler almıştım. Şu and sayısı 100’lerle ifade edebileceğim miktarda domain var. Bunları nedense kimse benden satınalmak istemiyor. Ben de şu blog olaylarına bulaşıyorsam yazacağım konular konusunda benim domainler bana ilham veriyor. Baktım bluetoothkulaklik.com bende e ben de bu konuda yazarım dedim ve başladım. Tutar da yazdıklarım beğenilir faydalı olursa yazacak daha çoook domain var.

Bu siteden link istermisiniz?

Öncelikle bu site para kazanmak amacıyla yapılmadı. Siteyi beğenip paylaşmanız çok kıymetli. Sitenizi benimle paylaşır ve ben de bu siteyi beğenirsem karşılıklı link paylaşabiliriz. Bundan çok keyif alıyorum.